Fanfy
.studio
Background image
← Back
0 likes

J

Fandom: Uzak şehir

Created: 9/8/2026

Tags

RomanceDramaSlice of LifeHurt/ComfortFluffFix-itCurtainfic / Domestic StoryRealism
Contents

Mardin Rüzgarı Monza Asfaltında

İtalya’nın kavurucu eylül güneşi, "Hız Tapınağı" olarak bilinen efsanevi Monza pistinin üzerinde parlarken, tribünlerden yükselen uğultu yer sarsıntısına dönüşmüştü. Kırmızı bayraklar, şahlanan at logoları ve on binlerce Tifosi’nin tutkulu bağırışları havayı titretiyordu. Ama podyumun hemen altındaki VIP alanında, el ele tutuşan iki kişi için dünyanın geri kalanı sessizliğe gömülmüştü.

Cihan Albora, siyah güneş gözlüklerinin arkasından pistteki o devasa ekrana bakarken, kalbinin atışını kulaklarında hissediyordu. Yanındaki Aya, kocasının koluna öyle sıkı sarılmıştı ki parmak uçları beyazlamıştı. Yıllar, bu kadının asaletinden ve güzelliğinden hiçbir şey götürmemişti; aksine, Mardin’in sert rüzgarları ve ardından gelen huzurlu yıllar onu daha da vakur kılmıştı.

"Geliyor Cihan," diye fısıldadı Alya. Sesi heyecandan titriyordu. "Bak, son virajı döndü!"

Kırmızı bir Ferrari, bitiş çizgisini ilk sırada geçerken damalı bayrak dalgalandı. Motorun kükremesi tribünleri ayağa kaldırırken, telsizden gelen o genç ve kararlı ses hoparlörlerden tüm piste yayıldı:

"Bu zafer ailem için! Mardin’den Monza’ya... Teşekkürler ekip!"

Deniz Albora. On sekiz yaşında, Formula 1 tarihinin en genç Ferrari pilotlarından biri ve artık bir Monza galibiydi.

Cihan, derin bir nefes vererek başını gökyüzüne kaldırdı. On üç yıl önce, Boran’ın kaybıyla kararan dünyaları, bugün bu zaferle aydınlanıyordu. Şahin ölmemiş, aile parçalanmamış ve Alya okyanus ötesine gitmek zorunda kalmamıştı. Albora konağının sert taşları arasında büyüyen o küçük çocuk, şimdi dünyanın en hızlı arabalarından birinin direksiyonunda tarih yazıyordu.

"Başardı Alya," dedi Cihan, sesindeki gurur tarif edilemezdi. "Senin oğlun, bizim oğlumuz başardı."

Alya gözyaşlarını silerken gülümsedi. "O sadece benim değil, senin ona verdiğin o sarsılmaz iradenin eseri Cihan."

Kısa süre sonra podyum töreni başladı. Deniz, üzerinde kırmızı tulumu, kaskı koltuğunun altında, yüzünde o tanıdık Albora gülümsemesiyle podyuma çıktı. Kalabalık "Deniz! Deniz!" diye bağırırken, genç adamın gözleri kalabalığın içinde tek bir noktaya kilitlendi. Annesine ve babasına.

Deniz, elindeki şampanya şişesini patlatmadan önce parmağıyla onları işaret etti ve kalbinin üzerine vurdu. Bu, Mardin’in tozlu yollarından, at binerek başladığı o yolculuğun, asfaltın zirvesinde bitişinin selamıydı.

Podyumun hemen arkasındaki dinlenme odasına geçtiklerinde, Cihan ve Alya kapıda belirdi. Deniz, ter içinde olmasına rağmen yerinden fırlayıp babasına sarıldı. Cihan, oğlunu kollarının arasına alırken sanki tüm dünyayı kucaklıyordu.

— Aferin aslanım, dedi Cihan alçak bir sesle. Bizi gururlandırdın.

Deniz geri çekilip annesine döndü. Alya, oğlunun yüzünü ellerinin arasına aldı, alnından öptü.

— Her virajda kalbim seninleydi Deniz. Çok korktum ama bir o kadar da emindim.

— Korkma anne, dedi Deniz gülerek. Ben Albora kanı taşıyorum, unutma. Rüzgar bizi durduramaz, sadece hızlandırır.

O sırada kapı hızla açıldı ve içeriye şık takımıyla Şahin girdi. Arkasında ise her zamanki neşesiyle Zerrin ve ona sevgiyle bakan Kaya vardı. Şahin, o büyük kazadan sağ çıkmış, yıllar içinde durulmuş ama otoritesinden hiçbir şey kaybetmemişti.

— Yeğenim! diye gürledi Şahin. O son manevra neydi öyle? Rakibini resmen köşeye sıkıştırdın. İşte gerçek bir Albora böyle sürer!

Deniz, amcasına sarıldı. Şahin’in hayatta kalması, ailenin direği olmuştu. Cihan ve Şahin arasındaki o eski husumet, Deniz’in büyüme sürecinde yerini sarsılmaz bir kardeşliğe bırakmıştı.

Zerrin, Deniz’in yanaklarını sıkarak:

— Canım benim, podyumda ne kadar da yakışıklıydın. Kaya, bak görüyor musun, senin o eski antrenmanların işe yaramış, dedi.

Kaya, eşinin beline sarılarak gururla gülümsedi.

— Ben ona sadece dengeyi öğrettim Zerrin. Hız onun ruhunda var.

Oda bir anda kahkahalarla ve tebriklerle doldu. Mardin’in o ağır, bazen karanlık havasından eser yoktu. Şimdi İtalya’nın kalbinde, başarıyla birbirine kenetlenmiş bir aile vardı. Boran’ın hatırası, Deniz’in adında ve cesaretinde yaşıyordu.

Akşam yemeği için Monza yakınlarındaki eski bir villaya geçtiklerinde, masada sadece zafer değil, yılların getirdiği huzur konuşuluyordu. Cihan, masanın başköşesinde oturan karısına baktı. Alya, Kanada’ya gitseydi belki de bu tablo hiç oluşmayacaktı. Kaçmak yerine kalmayı, savaşmak yerine sevmeyi seçmişlerdi.

— Cihan, daldın yine, dedi Alya sessizce, elini kocasının elinin üzerine koyarak.

Cihan, Alya’nın elini avucunun içine alıp öptü.

— Sadece düşünüyorum, dedi. Nereden nereye...

— Nereye gideceğimizden çok, kiminle yürüdüğümüz önemliydi Cihan. Biz beraber yürüdük.

Deniz, kadehini kaldırarak masadaki sessizliği bozdu.

— Bugün bu kupayı kaldırdıysam, bu masadaki herkesin payı var. Amca, senin inadın; Kaya amca, senin disiplinin; anne, senin sevgin... Ve baba, senin bana olan güvenin. Hepinize teşekkür ederim.

Şahin, gözleri parlayarak araya girdi:

— Bir sonraki yarış İstanbul Park’ta. Oraya tüm aşireti toplayıp geleceğiz. Tribünleri Albora bayraklarıyla donatacağız!

Zerrin güldü.

— Şahin, abartma istersen, çocuk yarışıyor, miting yapmıyor.

— Olsun, dedi Şahin ciddiyetle. Dünya görsün Albora ne demekmiş.

Gece boyunca anılar anlatıldı, gelecek planları yapıldı. Cihan ve Alya, bir ara masadan uzaklaşıp bahçeye, yıldızların altına çıktılar. Uzaktan Monza pistinin ışıkları hala seçilebiliyordu.

— Deniz artık kendi kanatlarıyla uçuyor, dedi Alya, başını Cihan’ın omzuna yaslayarak.

— Uçsun, dedi Cihan. Biz ona uçmayı öğrettik, düşerse tutacağımızı da biliyor. Ama artık düşmez o. O, bizden daha güçlü çıktı.

Alya gülümsedi. Mardin’den çıkan o fırtına, şimdi dünyayı kasıp kavuruyordu. Boran’ın yokluğu kalplerinde bir sızı olarak kalsa da, yaşayanların mutluluğu o sızıyı kutsal bir emanete dönüştürmüştü.

— Seni seviyorum Cihan Albora.

— Seni seviyorum Alya Albora.

İtalya’nın ılık gecesinde, Mardinli bir ailenin zafer şarkısı yankılanıyordu. Artık uzak şehirler yoktu; sadece birbirine bağlı kalpler ve o kalplerin yarattığı sonsuz bir hız vardı. Deniz, Ferrari’siyle pistleri titretirken, Cihan ve Alya’nın aşkı da zamana meydan okumaya devam ediyordu.

Contents

Want to write your own fanfic?

Sign up on Fanfy and create your own stories!

Create my fanfic